12 Aralık 2009 Cumartesi

Bir yazar ile sohbet etmek

Bir yazar düşünün veya bir yönetmen, bir sanatçı, bir entelektüel. Aklımıza gelen ilk kişilerle karşılaşmamışızdır bile. Kitabını okumuşuzdur, filmini izlemişizdir veya röportajını bir yerlerden okumuşuzdur. Bütün bunları yapmamıza rağmen aklımıza gelen kişi ile tanışmıyorsak veya bir merhaba edemiyorsak illa ki aramızda bir mesafe var demektir.

Biraz önce düşündüğümüz kişiler üzerinden gidelim. Diyelim ki tanıştık uzaktan da olsa e-posta veya başka bir yolla görüşme, konuşma fırsatı bulduk. Peki, o kişi haftanın yorgunluğunu atacağı, tatil günü olan pazar gününde sizi evine davet edebilir mi? Kaç kişi var ki kültür-sanat dünyasında. Parmakla sayılacak kadar azdır.

ALİ MURAT GÜVEN

ALİ MURAT GÜVEN

Kısa süre önce internet yoluyla birkaç kere görüşme fırsatı yakaladığım ve geçen pazar günü evine misafir olma şerefine nail olduğum kişi Ali Murat Güven. 

Kitaplarını okuduğum yazarlarla tanışmak, filmlerini izlediğim yönetmenlerle görüşmek, takip ettiğim kişileri gerçek hayatta görmek benim için ayrı bir zevktir. Uzun zamandan beri yazılarını ve eleştirilerini takip ettiğim Ali Murat Güven ile tanışmam da ayrı bir şeref oldu benim için.

Bazı kişiler önyargı ile bakabilir, yazdıklarını eleştirebilir, asabi olduğunu düşünebilir ama ben karşımda öyle biri ile karşılaşmadım. Kendi değerlerini sonuna kadar savunmaya çalışan bir kişinin elbette kendine göre bir üslubu olacaktır. Bu en doğal haktır. Kendisiyle sohbetimizde bize anlattıklarını dinledikçe üslubunun ne kadar da doğru olduğunu o zaman daha iyi anladım. Sinema dünyasında muhafazakâr kesimin sesi olmak kolay bir iş değildir zannımca. Hele de bazı şeyleri tek başına göğüsleyebilmek daha da zordur.
Kendi değerlerini dava edinmiş kişilere her zaman saygım vardır. Davasını ne olursa olsun savunmak ve kollamak dava sahibinin yapması gereken yegâne meseledir.

Tanışan herkesin ortak düşüncesi şu: “kim olursa olsun insanca davranması”. Yüz yüze tanışmayan kişiler için afakî gelebilir bu cümle ama gerçekten de insanca davranması ve karşısındaki kişiye değer vermesi Ali Murat Güven’in en güzel özelliği bence.

Bu noktada bir özeleştiri yapmak gerek. Bizim kesimde (muhafazakâr) herhangi bir iş ya da sanat icra edildiğinde ona değer vermek veya tebrik etmek çok zor gelmekte.

Bir teşekkürü bile etmediğimiz zamanlar oluyor. Biri bir şey ortaya koyduğunda ilk işimiz onun hatalarını gün yüzüne çıkartmak. Değil mi ki Rabbimiz kusurlarımızı örtmemizi emretmekte. Eleştiri elbette yapacağız fakat teşekkür de edeceğiz. Bu yönümüz çok zayıf olduğu için halimiz herkesçe malum.
Yapmamız gereken insanlara biraz daha değer vermek, gönül almak, insanları kırmamak.

Amacım Ali Murat Güven’i abartılı bir şekilde göklere çıkartmak değil ona bu vesile ile bir teşekkür etmek.

Peki, Ali Murat Güven bizim için neler yaptı? Düşünmemiz gereken noktalardan birisi de bu olsa gerek.

En başta sinemanın bir kesimin tekelinde olmadığını, burada biz de varız deme gücünü bizlere gösterdi. Yapılan veya yapılması planlanan onca festivale ön ayak oldu. Şimdi birkaç televizyon kanalında kısa film ile alakalı programlar sunuluyorsa bu onun çabaları sayesindedir. Senelerce bu sektörde eleştiri nasıl yapılır onu gösterdi. Kuşaklar arasında bir köprü olduğunu her fırsatta gösterdi. Yaptığı yorumlarla ve yazılarla bazı kesimlerin dikkatini çekmeyi başardı. Temiz sinemanın da yapılabildiğini bu ülkede göstermeye çalıştı yıllarca.

Anadolu Ajansı, Yörünge, Ulusal Radyo ve Televizyon, Milli Gazete’de çalıştığı dönemlerde bu sektörde somut bir şeylerin yapılabildiğini gösterdi. Teksoy Görevde”nin en popüler bölümlerinden biri olan “Soğuğun Kalbine Yolculuk” (Kuzey Kutbu Gezisi) adlı belgesel bölümün yapımındaki katkılarından dolayı, İstanbul Medya Mensupları Derneği’nden bir başarı plaketi aldı.

Yazının devamı için: www.ikinciperde.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Copyright 2009 İp Medya