James Wan ve Leigh Whannell senaryoyu yazarak menajerlerine gönderir. Daha sonra menajer senaryoyu Los Angeles’daki bir ajansa gönderir. Ajans senaryoyu okuduktan sonra Wan ve Whannell’i görüşmeye çağırır ve kendilerini senaryodan kısa film şeklinde bir sahne çekmeleri için teşvik eder ve stüdyoda işe başlanır.Kısa gösterimdeki gerilim çok etkileyicidir ve testere uzun metraja taşınır.Testere ilk filmiyle karşımızdadır.
Abuk sabuk maskeli adamların ortada dolaştığı ve bak kapı çalıyor kanlı yüz kapıda korkmaya hazırlan dercesine müzikle uyarılar veren yapıtlardan bıkmıştı izleyici. Önceki korku filmlerinden çok farklıydı Testere. Diğer bir deyişle korku filmi değilde, gerilim filmi olarak algılamamız için her şey mevcuttu. Çünkü korkudan ziyade acı çeken insanları mezbaha salonunu andıran mekânlardan izleyiciye sunuyordu testere ve acı çeken insanları izlemek izleyicinin beğenisi ile karşılaştı.Böylece serinin filmleri artarda çekilmeye devam etti.
Bir kült haline gelen Testere serisi 9 filmle tamamlanacağını öğreniyoruz. Testere 6 ya geldiğimizde, Jigsaw ölmüştü gerçi ama Jigsaw'ı yine yaşıyor ve maskesiz olarak görmeye devam ediyoruz.Zeki ve ilgi çekici tuzaklar bekliyor yine bizi. Filmin yönetmeni Greutern (ilk yönetmenliğini bu film ile yapıyor)"...izleyicinin 'bakalım sonraki tuzak ne olacak?' diye düşünmek yerine, bağımsız bir öykü olarak izlemesini istiyorum’ dese de. Bolca kullanılan Flashback larla hikayeyi kafamızda toplamaya çalışıyoruz. Tekrar Greutern 'e kulak verecek olursak " . . . bence testerenin en iyi şekilde işlediği zaman, bir dizi hayat zorluğuyla karşılaşan birini anlattığı zamandır. Bu kesinlikle William’ın öyküsü… Jigsaw bir dizi akıl oyunu oynarken, en iyisini sona saklıyordu,”Dedektif Hoffman,FBI dan gizlenme sürecini izlerken,dosyalarda ki infazları uygulamaya koyan Hoffman , gizlenen son dosyada kendi infazının olduğundan habersizdir.Burada yönetmenimizin dediği gibi Jigsaw'ın en iyiyi sona sakladığına şahit oluyoruz.
Bu filmde de kurbanlarımız ölüm zamanı yaklaştığında, geç oluşan pişmanlarını dile getirmekte. Hayvan avcıları, kız kardeşini öldüren adam, insanlarının “yaşama arzu” su ile oynayan sağlık sektöründe ki ana kahramanımız ve iş arkadaşları, yine ana kahramanımızın ölümüne sebep olduğu çalışanın ailesi ile yüzleşmesi bu bağlamda ölümden önce son pişmanlıklarını dile getirmelerini izliyoruz. Ama testerenin oyunu başladığı için bu iç geçirmeler için vaktin çok geç olduğunun kendileri de farkındalar.
Bu filmde de kurbanlarımız ölüm zamanı yaklaştığında, geç oluşan pişmanlarını dile getirmekte. Hayvan avcıları, kız kardeşini öldüren adam, insanlarının “yaşama arzu” su ile oynayan sağlık sektöründe ki ana kahramanımız ve iş arkadaşları, yine ana kahramanımızın ölümüne sebep olduğu çalışanın ailesi ile yüzleşmesi bu bağlamda ölümden önce son pişmanlıklarını dile getirmelerini izliyoruz. Ama testerenin oyunu başladığı için bu iç geçirmeler için vaktin çok geç olduğunun kendileri de farkındalar.
Testere 6 da bireysel eleştiri formatını aşılarak, sosyal eleştiri getirmeye çalışılmış.Öyle bir hikaye anlatılmalı ki yaşam felsefesi üzerinden anlamlı ve mantıklı bir kurgu çıksın karşımıza.Bunu da çoğu filmde “eleştiri” olgusunu en iyi sunanlar şüphesiz kötü adamlar.Onlar ki bizi oturduğumuz koltukta uyumaya yüz tutmuş hissi duygularımızı uyandırmak için bize çimdik atacak olanlar.Sağlık sektörüne ve bir nevi sigorta sistemine dokundurmalar üzerinden veriliyor sosyal mesajımız.Ama bu sosyal tramvayı testere gibi kendi başımıza çözüm getirmeyi başarmak mümkün olmasa da,sinemasal anlamda onunla bunu paylaşıyoruz.
Kaynak: www.ikinciperde.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder