20 Ocak 2010 Çarşamba

İslam Kültürü, Görsellik ve Sinema

Dücane Cündioğlu’nun Yeni Şafak’ın 10 Ocak tarihli sayısında yazdığı “Resimli Kur’an ve Sanat ve Edebiyat” başlıklı yazısı ve bu yazıya Yusuf Kaplan’ın yazdığı iki cevap yazısı, Doğu ve İslam kültürü ile görsellik ve sinema ilişkisini yeniden düşünmemiz için önemli bir fırsat oluşturuyor.

Cündioğlu yazısında, Müslüman bilincinin duygu ve düşüncelerini şekiller aracılığıyla değil, kelimeler aracılığıyla ifade ettiğini belirtip tezhib ve minyatür dışında İslam sanatının, görselliği en çok harflerin tersim ve tasviriyle sınırladığını iddia ediyordu. Yusuf Kaplan yazdığı cevabında, Cündioğlu’nun “görsellik” ile tanımladığı şeyin “görsellik” değil “görmek” ve “göstermek” olduğunu ifade ediyordu. 

Cündioğlu’nun iddia ettiğinin aksine ben, sinemanın tam anlamıyla doğulu bir sanat olduğunu düşünüyorum. Doğulu bir sanat olarak sinema, Kaplan’ın isabetli tespit ettiği gibi “logos merkezli” bir dünya görüşüne sahip olan Batı’dan çok, Varlık’la ilişkisini hep taze tutmuş İslam sanatına çok daha yakın bir sanattır. Batı metafiziği ve bu metafiziğin kıta sahanlığında büyüyen Batı sanatı, Varlık’ı bir “varolan” mertebesine indirgeyerek logos’un manipüle edeceği bir alanın nesnesi haline getirir. Bu Heidegger’in ifade ettiği gibi, düşüncenin (ve sanatın) “hesapçı” hale getirilmesi demektir. Hesapçı olan bu düşünce ise, tefekküre dayalı ve bu yüzden en çok da sanatın konumunu belirleyebilecek olan bir düşüncenin iptal edilip, yerine araçların kullanılmasına, manipüle edilmesine ve tüm varolanın araçsallaştırılmasına dayanan rasyonaliteyi\rasyonalizasyonu amaçlayan bir düşüncenin ikame edilmesi demektir. 

Bu açıdan bakıldığında Batı sanatı Cündioğlu’nun söylediği türden bir görsellik ile ilişkili tutulabilirse dahi, bu görsellik logos tarafından belirlenen, göstermeye ve forma dayalı bir görselliktir. Batılı sinemada ana akımın Aristocu dram anlayışına yakın bir sinema olduğunu söylemeliyiz. Ve evet bu sinema anlayışı kaba bir şekilde “görülenin” taklit edilmesi (mimesis) üzerine kuruludur. Özellikle Rönesans sonrası Batı resmi, modern resmin Malevitch, Kandinsky, Mondrian gibi sanatçılarına kadar, bir tür kopyalama üzerine kurulmuştur. Kandinsky, Malevitch gibi sanatçıların ise Batılı bir logos anlayışından ve dolayısıyla bir mimesisten değil, Doğu’ya ait bir hakikat ve (Varlık) anlayışından ilham aldıkları muhakkaktır. Ana akım sinemanın dışında bulunan sinemada da böyle bir damarın olduğunu gözden kaçırmamak gereklidir. 


Peki İslam sanatı özünde logos merkezli midir, yoksa Varlık merkezli mi? Bu aşamada İslam sanatının en başından beri Varlık merkezli bir sanat olduğunu söylememiz gerekiyor. Zira İslam sanatının, Doğu sanatlarından farkları olmakla birlikte, merkeze aldığı unsur açısından Doğu sanatlarına Batı sanatına olduğundan çok daha yakın olduğunu düşünüyorum. 

Yani Cündioğlu’nun yazısındaki gibi, Batı ve İslam sanatlarının görsellikle ilişkisi, tek başına ve kaba bir şekilde kelime, müzik ya da “göstermenin” basit kullanımlarının bir yansıması olarak ele alınamaz. Zira “gösterirken” neyi, nasıl gösterdiğiniz; gösterilen şeyin Hakikat (ve Varlık) ile ilişkisi, sorunun hayati noktasını belirler. Görüntü ya da göstermenin tek başına hakikatle dolayımsız ilişki kurmaya delil olamayacağını göz ardı eden bu bakış, hakikatle dolayımsız ilişki kurmanın (eğer böyle bir şey mümkünse) en güçlü sanatlarından ikisinin şiir ve müzik olduğunu unutan bir bakış bence. Halbuki sanatın kendisinin amacı hakikatle dolayımsız ilişki kurabilme susuzluğudur zaten. 

İslam sanatında büyük şairlerin, müzisyenlerin, mimarların, minyatürcülerin yetişmesi; ama ressamların, heykeltıraşların yetişmemesi, hakikatle dolayımsız ilişki kurulmak yerine dolayımlamanın tercih edilmesinin değil, kasap dükkanında etlerin sergilenmesi gibi bir taklitçiliğin, hakikatle ilişki kurmak bir yana hakikati perdelediğinin bilinmesi dolayısıyladır kanımca. Logos merkezli bir düşünce, görüntüyü doğanın taklidinin ve mantıksal manipülasyonun “simgesine” indirgerken; Varlık merkezli sanat, hakikatin, kendisini ifşa ettiği, “basit bir bakışla simgeci” gibi görünse dahi, derinliğine bakışta simgelerle işi olmayan bir sanattır. Şiir de böyledir, müzik de, sinema da… Logos merkezli bir dünyanın esiriysek şayet, hakiki bir sanatçının simgeler ardına gizlediği “mesajların” peşinden koşarız. Ama bu koşuşturmaca sanatçının kendisi için hiçbir anlam ifade etmeyen boş uğraştır. Evet, logos merkezli bir sanat, bu yüzden sanatçı-müşteri dikatomisine sahiptir ve sanatsal düşünme ve tefekkür hakkında çok fazla fikir sahibi değildir. Ama Varlık merkezli bir düşünce, bu düşüncenin bizzat sanat olduğunu ve sanatı yaratan ile sanatın alıcısı arasındaki sınırların, sanatın asıl Yaratıcısı O olduğu için, silindiği bir düşüncedir. İslam sanatı kanımca bu tür bir düşüncenin ürünü olarak değerlendirilmelidir. 

Son tahlilde ister Batı, ister Doğu, isterse bunların ikisine de belirli yakınlık ve uzaklığı olan, ama bunların ikisinin de önemli noktalarının bir arada yaşayabildiği bir zeminin sanatı olarak İslam sanatı, hakikat ile dolayımsız ilişki kurma iştiyakının birer sonucudurlar. Ancak bu iştiyak, sanatın nasıl bir dünya görüşü ile beslendiğinin hayati önem arz ettiği bir iştiyaktır. Zira Kaplan’ın son derece isabetli tespit ettiği gibi, göstermenin, bizzat hakikati gözlerden saklayan bir perde olarak fonksiyon görebildiği bir taklitçi-sahte-sanata ulaşmak mümkün olduğu gibi; Tarkovsky’de, Paradjanov’da en önemli örneklerini gördüğümüz, görselliğin sıradan bir “gösterme” düzeyine indirgenmediği, tam tersi hakikatin en yüksek katmanlarına ulaşmak için görselliğin, göstermenin perdelerini yırttığı bir sanat da mümkündür. 

Müslümanlar işte tam da bu yüzden sinemaya hayati değer vermelidirler. Zira İslam sanatının en büyük zirvelerinden birisi şiiri ise şayet, sinema, bu şiirin bir üst düzeye taşınabileceği gerçek ortamdır. Şiirin en mümkün olduğu sanat… Ve basit bir “gösterme” “göstermeme” zıtlığının çok ötesinde bir anlam ifade etmesi gereken sanat dalı olarak sinema, bugün, Müslümanların yitik malıdır.

20.1.2010
Enver Gülşen

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Copyright 2009 İp Medya