2003 yılında çekilen “The Last Samurai” filmini bilmeyen yoktur herhalde. Bizdeki adı “Son Samuray”. Üzerinden yıllar geçtiği halde tekrar tekrar izlenmesinde usanç vermeyen bir filmdir. İçerisindeki mesajların etkisi halen geçerli olduğu için benim nazarımda filmin yeri bambaşkadır.
Son Samuray'ı kısa şekilde tasvir etmek gerekirse, "Kurosawa'nın izinde, Braveheart tadında, epik bir film" demek yanlış olmaz herhalde. Tom Cruise'un canlandırdığı Yüzbaşı Algren, samurayların isyanını bastırmak için yeni Japon ordusunu eğitmekle görevlendirilir. Filmde kendi ağzından da söylediği gibi ironik bir karakter Algren. Daha önce de kızılderi isyanlarını bastırmakla görevlendirmiş. Her iki durumda da yaptığı savaşı ve bulunduğu tarafı içselleştirmiş değil. Bir nevi kiralık bir asker. Ta ki samuraylar tarafından esir alınana dek. Ancak ondan sonra hayatında bir şeyler anlam kazanmaya başlar. Son Samuray'ın aynı zamanda yapımcısı olan Tom Cruise'un, hikâyenin atmosferine kendisini kaptırdığı ve filmin mesajını benimsediği her halinden belliydi. Canlandırdığı Algren rolünün altından büyük bir başarıyla çıkmıştı.

Filmin çekimlerinin harika olması bir yana benim için önemli olan husus içindeki mesajlar. Temelinde batılılaşmaya çalışan bir Japonya’nın geçmişiyle olan ilişkilerinin hikâyesi var. 1876 yılı ve bundan sonraki yıllar dünya için önemli hadiselere hamile aslında. Batı emperyalizminin doruk noktalarına çıktığı bu dönemde ülkemizde yaşanan katliamlara benzer katliamlar Japonya’da da yapılmış.
Filmde batılılaşma adı altında yapılan katliamlardan en önemlisi samurayların hayatlarının değiştirilmek istenmesi. Geçmişiyle bağlarını koparmak istemeyen az sayıda vatanperverin mücadelesi aslında.
Filmdeki çoğu karelerin bir benzeri ülkemizde de yaşandı. Hatırlayın bir sahnede şöyle bir olay geçmekteydi: Sokakta bir samurayı çevreleyen askerler onun topuzunu kesmek için tehdit etmeye başlarlar. Samuray saçındaki topuzu kestirmekte direnir fakat çıkarılan yasalar gereği samuraylar batılılar gibi giyinmek zorundadır. Topuz kesilir. Samurayın feryadı burada başlar.

Filmde batılılaşma adı altında yapılan katliamlardan en önemlisi samurayların hayatlarının değiştirilmek istenmesi. Geçmişiyle bağlarını koparmak istemeyen az sayıda vatanperverin mücadelesi aslında.
Filmdeki çoğu karelerin bir benzeri ülkemizde de yaşandı. Hatırlayın bir sahnede şöyle bir olay geçmekteydi: Sokakta bir samurayı çevreleyen askerler onun topuzunu kesmek için tehdit etmeye başlarlar. Samuray saçındaki topuzu kestirmekte direnir fakat çıkarılan yasalar gereği samuraylar batılılar gibi giyinmek zorundadır. Topuz kesilir. Samurayın feryadı burada başlar.
Bu olaya benzer bir hadise aklınıza gelmediyse ben hatırlatayım. Başlardaki sarıkların çıkartılıp yerlerine şapka giyilmesini zorunlu tutan kanun.
Zorla çıkartılan sarıklar. Çıkarmakta direnen binlerce kişinin idam edilmesi tıpkı samuraylar gibi. Bir örnek mi istersiniz. İskilipli Âtıf Hoca. Başındaki sarığı çıkarmadığı için idam edilmiştir.
Mesut Uçakan’ın “Kelebekler Sonsuza Uçar” filmindeki bir sahneyi hatırlatayım. Âtıf Hoca mahkemededir. Hâkim ısrarla sorar:
-Hoca başındaki sarık da çaput şapka da çaput. Onu çıkarıp bunu giysen ne olur?
Âtıf Hoca’nın cevabı kesin ve nettir.
-Reis Bey! Arkanızdaki Türk bayrağı da çaput İngiliz bayrağı da çaput. Bunu çıkartıp onu assanız ne olur?

Zorla çıkartılan sarıklar. Çıkarmakta direnen binlerce kişinin idam edilmesi tıpkı samuraylar gibi. Bir örnek mi istersiniz. İskilipli Âtıf Hoca. Başındaki sarığı çıkarmadığı için idam edilmiştir.
Mesut Uçakan’ın “Kelebekler Sonsuza Uçar” filmindeki bir sahneyi hatırlatayım. Âtıf Hoca mahkemededir. Hâkim ısrarla sorar:
-Hoca başındaki sarık da çaput şapka da çaput. Onu çıkarıp bunu giysen ne olur?
Âtıf Hoca’nın cevabı kesin ve nettir.
-Reis Bey! Arkanızdaki Türk bayrağı da çaput İngiliz bayrağı da çaput. Bunu çıkartıp onu assanız ne olur?
İki benzer olay. İki kişi de geçmişini silmek isteyenlere karşı kıran kırana bir mücadele veriyor. Buna benzer binlerce olayın yaşandığına dair şahidimiz tarihtir.
Japonları hep sevmişimdir aslında. Anayurdumuz Orta Asya bölgesine yakınlıklarından dolayı benzer fikirlerimiz ve hayatlarımız olduğunu düşünmüşümdür. Tarih bizi yanıltmıyor. Japon tarihi ile şuan ki Japonya’nın arasında pek bir fark yok. Harfleri aynı. Bizim harflerimiz ne peki?
Geçmişe ait ne varsa düşman olmuşuz. Japonlar küçük çocuklarını Hiroşima’ya götürürler her zaman. Hani şu medeni(!) Amerika’nın yaptığı demokratik faaliyetlerin yapıldığı yer. Çocuklara sürekli hatırlatırlar o olayı ki eğer bir gün zayıf düşerseniz ve geçmişinizi unutursanız haliniz böyle olur.
Yanı başımızda yaklaşık 250.000 şehidin yattığı Çanakkale’yi kaç kişi biliyor? Kaç kişi gidip görüyor? Ders çıkarıyor? Unuttuğumuz şeyleri burada saysak sayfalar yetmez. Farkında değiliz.
Japonları hep sevmişimdir aslında. Anayurdumuz Orta Asya bölgesine yakınlıklarından dolayı benzer fikirlerimiz ve hayatlarımız olduğunu düşünmüşümdür. Tarih bizi yanıltmıyor. Japon tarihi ile şuan ki Japonya’nın arasında pek bir fark yok. Harfleri aynı. Bizim harflerimiz ne peki?
Geçmişe ait ne varsa düşman olmuşuz. Japonlar küçük çocuklarını Hiroşima’ya götürürler her zaman. Hani şu medeni(!) Amerika’nın yaptığı demokratik faaliyetlerin yapıldığı yer. Çocuklara sürekli hatırlatırlar o olayı ki eğer bir gün zayıf düşerseniz ve geçmişinizi unutursanız haliniz böyle olur.
Yanı başımızda yaklaşık 250.000 şehidin yattığı Çanakkale’yi kaç kişi biliyor? Kaç kişi gidip görüyor? Ders çıkarıyor? Unuttuğumuz şeyleri burada saysak sayfalar yetmez. Farkında değiliz.
İstiklâl Savaşı’nı kime karşı yaptık? Şuan ki halimiz ne? Düşünülmesi gereken nokta bu.
“The Last Samurai” filminde Japon İmparatoru’nun söylediği sözler kapak olacak nitelikte aslında: “Birleşik bir Japonya hayali kurdum güçlü, bağımsız ve modern bir ülke hayali. Artık demiryolumuz, toplarımız ve batı giysilerimiz var. Ama kim olduğumuzu unutamayız. Ya da nereden geldiğimizi.”
İmparator’un bahsettiği batı giysilerinden bizde de var. Geçmişi veya nereden geldiğimizi unutmamak için illa ki samuray mı olmak gerekir?
“The Last Samurai” filminde Japon İmparatoru’nun söylediği sözler kapak olacak nitelikte aslında: “Birleşik bir Japonya hayali kurdum güçlü, bağımsız ve modern bir ülke hayali. Artık demiryolumuz, toplarımız ve batı giysilerimiz var. Ama kim olduğumuzu unutamayız. Ya da nereden geldiğimizi.”
İmparator’un bahsettiği batı giysilerinden bizde de var. Geçmişi veya nereden geldiğimizi unutmamak için illa ki samuray mı olmak gerekir?
17.1.2010
Bekir Arslan
bekir@ikinciperde.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder