Türk halkının en sevdiği türlerden biridir komedi. Her yıl en çok gişe yapan filmler listesinin yarısından fazlasını her zaman komedi filmleri oluşturur. Nitekim iki yılda Recep İvedik serisi iki filmiyle 8.600.OOO kişi tarafından izlenerek ayrı bir başarıya imza attı.
Hababam Sınıfı'dır bizim komedi ile tanışmamız. Ve her izlediğimizde ilk defa izliyor gibi tat almışızdır. (Her ne kadar son yıllarda ki dizi furyasından artık ekranda kendine yer bulamasa da) Başarılı oyunculuk,harika bir müzik ve en önemlisi bu unsurları içine harika şekilde yedirmiş bir senaryo. Türk sinema tarihinde film ile özdeşleşmenin sağlandığı ender yapıtlarından biridir ayrıca. Hababam Sınıfın'dan bahsetme nedenim, aradan yıllar gelmesine rağmen cazibesini kaybetmeyen bu film ile günümüz komedi anlayışıyla kıyaslamalar yapma durumunda kalacağım.
Yahşi Batı'nın kendisinden her zaman çok iyi şeyler beklenen Cem Yılmaz’ın,film grafiğine aşağıya yönelmiş bir sütün daha eklemesi hepimizi hayal kırıklığına uğrattı. Filmle kendimizi özdeşleştiremediğimiz gibi,kopuk kopuk bağlantılarla filme adapte olmakta dahi zorlanıyoruz ve bizi sonuca götürecek merak ve heyecan duyamıyoruz. Bunları bir kenara bırakalım biz gülmeye geldik, bizi eğlendirmesi kafidir diyoruz, bu isteğimizde kursağımızda kalıyor.
Cinsellik,küfür nedir,sinema da nasıl kullanılır ?. Bunun en iyi kullanım yolu, bu faktörlerin bilinç altına itilmiş (toplumun çeşitli değerleri ve hassasiyeti dolayısıyla ön plana çıkmayan) fakat yaşanan bir gerçek olması dolayısıyla, bu gizemi en iyi ima yoluyla, insanları güldürme yoluna gitmektir. Yahşi Batı maalesef diğer anlamda komedi unsurları o kadar az ki, küfür yoluyla bunları kapatma çabası içine girilmiş, maalesef bununa ağzına yüzüne bulaştırmış.
Bu çelişkiyle mizah ustası Cem Yılmaz’ın espri yeteneğinin tükenmekte olduğunu söylemek istemiyorum. (Cem Yılmaz'ın bir oyununun 10 sene oynaması nasıl açıklanabilir başka?) Fakat Yahşi Batı üzerine fazla çalışılmamış olduğu kesin. En ağır küfür kullanımına aşina olduğumuz yabancı bir filmde dahi küfür diyaloga yedirilmiş ve iğreti durmamaktadır. Filmlerde küfrün olması normaldir ve gülersin... Ama burada edilen küfürler yersiz ve anlamsız. Elindeki sopayı göstererek(akışla hiçbir alakası yok), üzerinde küfür öğesi üretmek, izleyiciyi dalgaya almaktan başka bir izahı yoktur. Yaşanan tartışmalar sonucu ilk defa bir yapımcı kendi filminin yaş sınırını yükseltti. Bunun ilk başta neden yapılmadığını da anlamış değilim. TV’de yayımlamaya kalksalar ‘bip’ sesinden dolayı hiçbir şey kalmayacak filmden.
Bu orantısız ve diyaloglara yedirilememiş küfür daha iyi bir gişe umuduyla mı yapıldı?. Rakamlar ise bunun tam tersini söylüyor. 'Yahşi Batı' seyirci sayısı bakımından bırakın Şahan Gökbakar'ın rekorunu kırmayı, GORA ve AROG’u bile yetişemedi. Şuan ulaşılan izlenme oranı bile bu film için inanın rekordur, fakat bu rekor bile meraktandır azizim.
Cinsellik,küfür nedir,sinema da nasıl kullanılır ?. Bunun en iyi kullanım yolu, bu faktörlerin bilinç altına itilmiş (toplumun çeşitli değerleri ve hassasiyeti dolayısıyla ön plana çıkmayan) fakat yaşanan bir gerçek olması dolayısıyla, bu gizemi en iyi ima yoluyla, insanları güldürme yoluna gitmektir. Yahşi Batı maalesef diğer anlamda komedi unsurları o kadar az ki, küfür yoluyla bunları kapatma çabası içine girilmiş, maalesef bununa ağzına yüzüne bulaştırmış.
Bu çelişkiyle mizah ustası Cem Yılmaz’ın espri yeteneğinin tükenmekte olduğunu söylemek istemiyorum. (Cem Yılmaz'ın bir oyununun 10 sene oynaması nasıl açıklanabilir başka?) Fakat Yahşi Batı üzerine fazla çalışılmamış olduğu kesin. En ağır küfür kullanımına aşina olduğumuz yabancı bir filmde dahi küfür diyaloga yedirilmiş ve iğreti durmamaktadır. Filmlerde küfrün olması normaldir ve gülersin... Ama burada edilen küfürler yersiz ve anlamsız. Elindeki sopayı göstererek(akışla hiçbir alakası yok), üzerinde küfür öğesi üretmek, izleyiciyi dalgaya almaktan başka bir izahı yoktur. Yaşanan tartışmalar sonucu ilk defa bir yapımcı kendi filminin yaş sınırını yükseltti. Bunun ilk başta neden yapılmadığını da anlamış değilim. TV’de yayımlamaya kalksalar ‘bip’ sesinden dolayı hiçbir şey kalmayacak filmden.
Bu orantısız ve diyaloglara yedirilememiş küfür daha iyi bir gişe umuduyla mı yapıldı?. Rakamlar ise bunun tam tersini söylüyor. 'Yahşi Batı' seyirci sayısı bakımından bırakın Şahan Gökbakar'ın rekorunu kırmayı, GORA ve AROG’u bile yetişemedi. Şuan ulaşılan izlenme oranı bile bu film için inanın rekordur, fakat bu rekor bile meraktandır azizim.
Filmden iki bölümden bahsetmek istiyorum; Lemi Galip ve Aziz Vefa’nin Suzan Van Dyke (kovboy kızımız) ile karşılaşma sahnesinden sonra, bu iki kahramanımız kimlikleri konusunda İstanbul’lu olduklarını anlatma çabasındaki diyaloglarla; Aziz Vefa ve Suzan Van DYKE’in kumarhane önündeki sevgi muhabbetinin yaşandığı diyaloglar dışında neredeyse dışı güzel ambalajmış içi boş bir film izledik.
Cem Yılmaz’ın "Vizontele", "Organize İşler" deki hali bile (kısa bir roller olsa da) daha sempatik,daha komikti. Stand-upları da öyle. Ama kendi filmlerinde karakterle kendini özleştirmede bir türlü sahip olduğu yeteneği sergileme başarısını gösteremedi. Hababam Sınıfı'nın en büyük başarısı da muhteşem oyunculukta (oyuncular gerçekten çok başarılı), bu oyuncuların kahramanla özdeşleşmeleri ve bunun sonucu izleyicinin film ile özdeşleşmesi. Bu sansızlığının kırılmasını ve Cem Yılmaz’ın espri yeteneğinden daha fazla mahrum kalmamamızı ümit ediyorum.
Cem Yılmaz’ın "Vizontele", "Organize İşler" deki hali bile (kısa bir roller olsa da) daha sempatik,daha komikti. Stand-upları da öyle. Ama kendi filmlerinde karakterle kendini özleştirmede bir türlü sahip olduğu yeteneği sergileme başarısını gösteremedi. Hababam Sınıfı'nın en büyük başarısı da muhteşem oyunculukta (oyuncular gerçekten çok başarılı), bu oyuncuların kahramanla özdeşleşmeleri ve bunun sonucu izleyicinin film ile özdeşleşmesi. Bu sansızlığının kırılmasını ve Cem Yılmaz’ın espri yeteneğinden daha fazla mahrum kalmamamızı ümit ediyorum.
15.1.2010
Bilgehan Sungur Akelbs.akel@hotmail.com
ikinciperde.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder